Kod Dostu

Kod Dostu

Facebook Şifre Hırszlığı

     Son zamanlarda müthiş bir ilerleme kaydetmiş olan ve herkesin gözdesi haline gelen Facebook hackerlarında ilgi odağı durumunda. Kendisini hacker olarak adlandıran ve insanların Facebook şifrelerini ile kullanıcı adreslerini ele geçirmeyi amaçlayan insanlar, bunun için bir çok yol kullanmaktalar. Son zamanlarda en çok kullanılan yöntemlerden birisi ise mail yöntemi. Nasıl mı? Şöyle.
     Facebook adına size bir mail gönderiyorlar. Mailin içeriği ise "Sevgi X.X. size arkadaşlık isteği yolladı."gibi bir şey. Buraya kadar bir şey yok. :) Mailin altına "Hesabınıza girmek ve isteği onaylamak için tıklayınız." gibi bir link yerleştiriyorlar tıpkı Facebook gibi. Eğer siz o linke tıklar ve açılan sayfadan Facebook hesabınıza giriş yaparsanız, emin olun ki şifreniz ve kullanıcı isminiz artık hackerların eline geçmiştir.
     Bu hacker arkadaşlar insanları kandırmak ve şifreleri ellerine geçirmek için sahte bir Facebook adresi oluşturmuş durumdalar. Sahte mail programları ile size mail gönderiyorlar ve yaptıkları sahte Facebook üzerinden giriş yapmanızı sağlıyorlar. Siz giriş yaptığınız anda bilgileriniz bu arkadaşlara  mail olarak yollanıyor.
     Böyle bir durumla karşılaşmamak için mailin geldiği adresi iyi inceleyin. Eğer @facebookmail.com gibi bir adresten yollanmış ise pek sorun yoktur. Ama başka bir adresten gelmiş ise linke sakın tıklamayın.
     Bence siz gelin manuel olarak Facebook adresinize giriş yapın. En güvenilir yöntem bu çünkü.
Read More...

Farklı Etik Anlayışları

Her ne kadar etik anlayışının tam olarak ne zaman başladığı bilinmese de, dünyanın farklı yerlerinde birçok farklı toplulukta çok eski çağlardan beri etik anlayışının var olduğu bilinmektedir. Dinler tarihi, felsefe tarihi ile antropolojik ve arkeolojik bulgular bunu kanıtlar niteliktedir.

Felsefi etik anlayışına Antik Çağ Çin felsefesinde ve yine Antik Yunan felsefesinde rastlanır. Bu dönemlerde ortaya çıkan felsefi etik anlayışları, ortaya çıktıkları çağ ve bölgenin kültür ve toplumsal yapısıyla yakından ilişkilidir. Demokritos'un aforizmalarından bir kısmı etik sorunlara dairdir. Demokritos'un etik görüşü doğa felsefesine dayanır; materyalist etik anlayışında ölçülü olmak huzur ve dinginliği getirir dinginlik ise mutluluğu ve insanın temel hedefi mutluluktur. Sofistler ise daha farklı ve göreli bir etik anlayışını benimsemiştirler; genel geçer anlamda kabul görebilecek, doğru olabilecek hiçbir ölçü yoktur, her şeyin ölçüsü kişiye bağlı olduğu gibi etiğin ölçüsü de kişiye bağlıdır. Etikte görecelilik ve öznelliği savunan ilk düşünce Sofistlerindir, bu da Sofistlerin etik düşüncesini önemli kılar. Fakat Sofistlerin etik yaklaşımını önemli kılan bir başka nokta da Sofistlerin etik anlayışlarını özgür yurttaşlarla sınırlamayıp genelleştirmeleri, kölelerin de erdem sahibi olabileceğini, erdemleri öğrenebileceğini belirtmeleriydi. Oysa Demokritos'un ve daha sonraki birçok ünlü Yunan filozofunun etik görüşlerinde kölelere yer verilmemiştir; onlar etik açısından gelişemeyecek insanlardır.

Sokrates Sofistlerin göreceliliğine karşı çıkmış, erdemin ve bilginin kaynağının kişinin içinde bulunabileceğini öne sürmüştür. Burada bilgi erdemdi, etik açısından üstün olmak bilgiye dayalıydı. Sokrates'in etik düşüncesi bilgiye dayalı etik düşüncelerinin ilk örneklerindendir.

Platon etik sorunlarını devlet ve toplum kavramlarıyla birlikte ele almıştır; bireysel etikten ziyade toplumsal etik üzerine yoğunlaşmıştır. Platon'un etik anlayışı da çoğu Yunan filozofu gibi soylulara, köle olmayan özgür yurttaşlara yöneliktir. Ona göre toplumun çoğunu oluşturan kitle ahlâklı olma, erdem edinme gibi yeteneklerden yoksundu. Bu nedenle bu toplumsal etikte sınıflar arasında bir ahlâksal bağ olduğu söylenemez.

Aristoteles'in etik anlayışı da yine yoğun toplumsal unsurlar barındırmış, dönemin tarihsel ve toplumsal gelişmelerinden de büyük oranda etkilenmiştir. Aristoteles'in etik anlayışındaki en önemli noktalarda biri onun zoon politikon kavramıdır. Zoon politikan özgür insandır, toplumsal (sosyal) insandır. İnsan varlığının toplumsal oluşunun kabulü açısından bu ilk adımdı. Aslında Aristoteles de kölelerin diğer vatandaşlarla bir tutulamayacağı fikrindeydi, köleler birer cansız nesneden farksızdılar ona göre de; yine de teorik zoon politikon tanımı etiğin tarihsel gelişimi açısından önemlidir. Özünde erdem sahibi olabilme yetisine sahip insan, vasat olursa ideal etik seviyeye ulaşır. İki uç kötü davranışın ortası, vasatı, erdemdir. Örneğin kendini çok küçük görme ile kendini çok büyük görme arasındaki orta nokta, erdemli olan durumdur.

Etik konusundaki fikirleriyle daha farklı bir anlayış ortaya çıkaran ve adından çok söz ettiren bir başka Antik Çağ filozofu da Epiküros'tur. Epiküros'un ateist etik anlayışında, insanlığın amacı hazza ulaşmaktır. Her ne kadar genelde farklı zannedilse de Epiküros'un haz kavramı bedensel hazdan öte acının yokluğudur. Mutluluk kişinin acı, ıstırap, sefalet ve elemden kurtulmuş olduğu durumdur. Acıdan kurtulmak için önerilen hayat tarzı ise sosyal yaşamdan uzak, münzevi ve sade bir hayat tarzıdır. Epiküros'un düşüncesinde insan sosyal bir varlık değildir, sosyal bağları onun doğasından gelen doğal oluşumlar değildir.

Antik Çağ'dan sonra Hristiyanlığın Batı'daki yükselişiyle kaynağı ebedi ve ilahi olan bir etik anlayışı yükselişe geçmiştir. Bu dönemdeki en önemli etik anlayışlarından biri Aquinolu Thomas'ın etik anlayışıdır. Bu anlayışta Skolastik felsefenin etik anlayışı ile Hristiyan ahlâk ve erdem görüşleri bir araya gelir. Akılcı bir etik anlayışı olan bu anlayışta irade konusu da irdelenir. Akla dayanan özgür bir irade fikri mevcuttur, akli olumlu davranışlar mümkündür, kişi iyiyi seçerek mutluluğa erişme şansına sahiptir, fakat son noktada gerçek ve nihai mutluluğa ancak Tanrı'nın istemesi ile kavuşulabilir. Bundan sonra uzun bir süre etik sadece Tanrı kaynaklı görüşlere yer vermiştir.

15. yüzyıldan başlayarak bu Tanrı ve din merkezli etik anlayışından kaymalar görülmeye başlar. Örneğin Campanella'nın ütopik eseri Güneş Ülkesi dini etikten öte etik ile günlük bireysel ve sosyal davranışlar arasındaki bağlar vurgulanır. Giordano Bruno dogmatik din etiğine karşı çıkan isimlerdendir. Daha sonraki dönemlerde birçok yazar ve düşünürün eserlerinde din ve dogmadan soyutlanmış, kaynağı zaman zaman hâlâ ilahi olsa da, pratikte ilahiyattan uzaklaşmış, akla dayanan etik anlayışı tekrar yükselişe geçmiştir. Montaigne ve Charron'un çalışmalarında bunun izleri bulunabilir.

Bu dönemin sonlarında felsefi açıdan yerini genişleten İngiliz ampirik düşüncesi etik anlayışlarını da etkiler. Thomas Hobbes geleneksel etik görüşlerine aykırı, materyalist felsefesiyle uyumlu bir etik anlayışına sahiptir. Bireyin öncelikli hedefi kendi varlığını korumak ve sürdürmektir, bencillik insanın doğasında vardır, bu bireysel bencilliğin toplumun çıkarlarıyla örtüşmesi olumlu sonuçlar doğurur bu sebeple bireysel bencillik ile toplumun çıkarının örtüştüğü noktalar erdemlerdir. Bireyin bencil yönelimi ile toplumun çıkarının örtüşmediği ve hatta toplumun çıkarının zarar gördüğü davranışlarsa kötü davranışlardır.

Doğu felsefelerindeki erdem ve ahlâk anlayışına benzer unsurlar taşıyan bir etik anlayışı da ünlü filozof Spinoza tarafından ortaya atılmıştır. Bu anlayışta kişi doğal durumunda tutkularının esiridir, aklının yardımıyla bu esaretten kurtulabilir. Bu sebeple akli davranmak ile ahlâki davranmak aslında aynıdır. Bilgi vurgusu taşıyan bir etik fikrine sahip olmuş bir başka ünlü filozof John Locke'dir. Ampirik felsefesinden hareketle ahlâki olguların da deneyimlerin ürünü olduğunu ortaya koymuştur.

Bir diğer ünlü filozof Kant ise etiği davranış, eylem ve tutkuların bulunduğu düzlemde değil fenomenlerin ötesindeki düzlemde tanımlar. Kant'ın etik üzerine tanınmış eserleri bulunur; Pratik Aklın Eleştirisi ve Töreler Metafiziği gibi. Alman filozof Feuerbach ise materyalist bir etik anlayışı ortaya koyar. Hümanist vurgular da taşıyan bu anlayışta birey yaşayışı ve ilerlemesi için diğer birey(ler) ile ilişkiye girmek zorundadır ve bu (sosyal) ilişkiyle ahlâk oluşur. Sosyal ilişkilerin olduğu her durumda ahlâk da olur. Feuerbach'ın felsefi bencillik tanımı bu etik düşünceye farklı bir açı da katar; bireyin mutluluğu için çabalamasını bencillik olarak kabul etmez ve birey ile genelin çıkarlarının uyumunu garanti edecek genel bir sevgiyi tanımlar.

Alman filozof Schopenhauer ise çok daha karamsar bir etik görüşünü benimsemiştir. Varolmanın, yaşamanın acıdan ibaret olduğunu savunur; insan istemlerinin esiridir. Bu etik görüşü çeşitli Doğu felsefelerine ve etik görüşlerine büyük benzerlik taşır. Bu etik anlayışından çok daha farklı ve genel düşünceye karşı devrim niteliği taşıyan etik anlayışı ise ünlü Alman filozof Nietzsche'nin etik anlayışıdır. Felsefesindeki güç kavramı üzerin inşa ettiği etik anlayışında, çoğu etik anlayışında erdem olarak nitelenen birçok davranış güçsüz ve dolayısıyla da olumsuz olarak nitelendirilmiştir. Nietzsche'nin üstün insanı birçok etik anlayışta ahlâkî olarak tanımlanabilecek şekilde değildir. Nietzsche'nin ortaya koyduğu ahlâk ve erdem, geleneksel ahlâkî standartların, iyi ile kötünün ötesindedir. İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir. Kısacası Nietzsche'nin etik anlayışı ortaya attığı güç kavramı temellidir.

Read More...

Dahi Sultan Abdulhamid-i Sani Han

Çoban ve Çiftçi leri Düşünüp Okul Açan Dahi Sultan Abdulhamid-i Sani Han

II. Abdülhamid dönemindeki eğitim yatırımlarını özetlersek ;

Bu gün Deniz Harp Okulu’nun temeli olan Deniz Mühendislik Okulu , GATA ‘nın atası olan Askeri Tıp Okulu, Harp Okullarının temeli olan Mekteb-i Harbiyeler , Askeri Baytar Okulu , Kumral okulu , sonradan adı Siyasal Bilgiler Fakültesi olan MEkteb-i Mülkiye , bugünkü İstanbul Üniversitesi tıp fakültelerinin çekirdeği olan Mekteb-i Tıbbıye-i Mülkiye Abdülhamid döneminde geliştirilen ve bugünkü modern kimliklerine ulaşan eğitim kurumları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tabii bir de bu dönemde tasarlanıp açılan yüksek okullardan bahsetmeliyiz.

Bunlar arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin temelini teşkil eden ve Mecelle müellifi Cevdet Paşa’nın nutkuyla açılan Mekteb –i Hukuk (1880) şimdi Ankara’ ya taşınmış olan Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi ( 1887 ; sonradan Abdülhamid’e muhalif olan Mehmed Akif de burada okuyanlar arasındaydı) , öğretmen okulları ( Darülmualliminler ) , sonraları adı Yüksek Mühendis Mektebi olan Hendese-i Mülkiye Mektebi , Osmanlı ve Cumhuriyet sanatkarlarının çoğunun bünyesinde yetiştiği Sanayi-i Nefise Mektebi ( 1882 ; bugünkü Güzel Sanatlar Fakültesinin Başlangıcıdır) , yakın zamanlara kadar varlığını koruyan İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ‘nin çekirdeği olan Hamidiye Ticaret Mektebi (1884) , Arap ve Kürt aşiretlerinin çocuklarını okutmak ve Osmanlılık fikriyatını bedevi kabilelere yaymak için düşünülen ve dahice bir fikir olduğu kabul edilen Aşiret Mektebi ( 1892) , Bursa ‘da İpek böcekçiliği Enstitüsü ‘nün temeli olan Harir Darütta ‘limi ve Harir Darüttahsili mektepleri (1886-1889) , Bağcılık ve Aşıcılık Okulu , Orman ve Madencilik Okulu, Polis Okulu ve Uygulama Okulu gibi son derece zengin bi okul zinciri kurulmuş ,

20. yüzyıla girilirken bu okullardan yetişenler Türkiye ‘de Cumhuriyet’i , diğer bölgelerde ise Osmanlı’dan kopan diğer devletleri kurmuşlardır. Hatta 1936 ‘ da Türkiye’ye gelen Suudi Ailesinden genç Prens Faysal ( sonra kral oldu ) , basın toplantısında İstanbul Türkçesiyle konuşmaya başlayınca gazeteciler Türkçeyi nasıl bu kadar kusursuz konuştuklarını sormuş , o da bunda şaşılacak bir şey olmadığını , çünkü dedelerinin İstanbu’da okuduklarını söylemiştir!

Tabii bu okul zincirine 1898 yılında Ankara’da Numune Çiftliği’nin içinde açılan bir Çoban Mektebi’ni de eklememiz gerekir. Anlayacağınız , çobanların dahi okullu olmasının arzulandığı bir dönemdir Sultan 2. Abdülhamid’in iktidar yılları.

200 Okul'dan 9 BİN küsür Okula....


1876 yılında İstanbul'da sadece 6 tane ilkokul varken , 1886 ' ya gelindiğinde 44 yeni ilkokul kurulmuş görünüyor istatistiklerde . 1892 -1893 istatistiklerinde ise 3.057 yeni usulde kurulmuş okul bulunuyordu ; oysa 1877 'de bu rakam taş çatlasın 200'ü geçmiyordu. 1905-1906 öğretim yılında ise bu rakamın 3 kat yükselerek 9.347 ye çıktığını görüyoruz. Bu durumda Abdülhamid devrinde yılda ortalama 400 yeni ilkokul açılmıştır ki , bu gerçekten de o zamana göre bir rekordur.
Read More...

NOT DEFTERİNDEN VİRÜS YAPALIM

Sadece not defterini kullanarak virüs oluşturmayı ilk duyduğunuzda garipseyebilirsiniz. Fakat gerçekten işe yarar çalışmalar yapılabiliyor. İşte size bir kaç örnek.


Bios Silen Virüs:

Kod:




yukarıdaki kodu not defterine yazın. Sonra dosya farklı kaydete tıklayın ve istediğiniz ismi koyun ama koyduğunuz isimin sonuna .bat koyun ve kaydet e tıklayın. AÇIKLAMA: dosya açılınca tüm dosyalar açılır.sonra biosun temeli olan ntldr silinir.ve yeniden başlatılır.açılınca ntldr eksik der.

Formatter:
Kod:






burası kodun devamı -->> Biraz önce çıkan hataya "HAYIR" dediyseniz Uzgünüm ekartınız artık çalışmayacak demektir.


yukarıdaki kodu not defterine yazın. Sonra dosya farklı kaydete tıklayın ve istediğiniz ismi koyun ama koyduğunuz isimin sonuna .vbs koyun ve kaydet e tıklayın.AÇIKLAM: açan kişinin pcsine hata mesajı gelecek. hayır derse bir şey olmıycak çalışmıcak yazcak.evet derse formatlancak. :)
Pc Bumlat!
Kod:



yukarıdaki kodu not defterine yazın.Sonra dosya farklı kaydete tıklayın ve istediğiniz ismi koyun ama koyduğunuz isimin sonuna .bat koyun ve tüm dosyalar yapın seçeneğini tıklayın.
Açıklama c deki sistem dosyalarını siler ve programları da siler.sonra pcdeki herşeyi siler.Ve en son olarak açılan siyah penceremizde Pc ni tamirciye gönder yazar..tabi bu yazıyı değiştirebilirsiniz.

Panel kodları yorumlamaya çalıştığı için fotoğraf olarak atmak zorunda kadım. yine de anlaşılır olduğunu düşünüyorum.
Read More...

EN BÜYÜK SANAT ESERİ

     Amerikalı bir sanatçı, Nevada çölüne çizdiği binden fazla çizgi ile dünyanın en büyük kişisel sanat eserine imzasını atmış. Düşünüyorum da ben cin aliyi zor çiziyorum :) adamın çizgileri 2 bin metrekare yüksekten  gözüküyor. Acısam mı kendime ne?
     Neyse adamın adı Jim Denevan. 15 gün boyunca 3 meslektaşıyla beraber çalışarak 5 km genişliğindeki bu eseri oluşturmuşlar. Çalışmada ilginç bir yol kullanılmış. Bir kamyonun arkasına bağladıkları demir çit ile oluşturdukları çizgilerin doğru olması için GPS teknolojisinden yararlanmışlar.
     Sanatçı en büyük hayalini, en büyük çalışma sahası olan uzayda bir sanat eseri oluşturmak olarak açıklamış. Biz geceleri fezaya bakıp "Yıldız kaysada dilek tutsak." diye düşünüyoruz ama adamlar fanteziler kuruyorlar. Ne yapsak diye. :D
Kıssadan hisse bu adamların yaptıklarını gördükten sonra şunu düşündüm. "Eğer bu eser bizim ülkemizde yapılsaydı nasıl tepkiler alırdı?". Tabi biraz daha doğrusu baya bir karamsar oldum birden.
     Umut göremiyorum. Ülkemizde gereken yerlere gereken değerlerin verilmediğini gördükçe de bu karamsarlık alıp başını gidiyor. Ama düzelecek umudunu kaybetmemeye çalışıyorum.
Not: Yazıda bahsettiğim sanatçı kavramı şarkıcı hoppalar değildir. Kültür-sanattan bahsedilmiştir yazıda.
Ayrıca biraz havadan kalan bir yazı gibi gelebilir. Banada öyle geldi çünkü :).
Read More...

Facebook sayfasında balonlar

Arkadaşlar aşağıdaki işlemleri denediğiniz taktirde facebook sayfanızda herhangi bir yere tıkladığınızda baloncuklar çıkıcak. eğlenceli bir şey. :)

Uygulayalım:


Öncelikle facebook sayfamızı açıyoruz ve şu işlemleri aynen yapıyoruz;

klavyenin ok tuşlarından yukarı ok tuşuna iki ker basıyoruz
sonra aşağı tuşuna iki kere basıyoruz
sonra sol tuşa
sonra sağ tuşa
sonra yine sol tuşa
sonra yine sağ tuşa basıyoruz
ardından 'b' harfine
sonra 'a' harfine basıyoruz
sonra enter
ve enson olarak mous'un sol tuşuna basıyoruz

ve bundan sonra face de tıkladığınız heryerde baloncuklar çıkacak 


iyi eğlenceler...
Read More...
 
Copyright (c) 2012 Hüseyin KÜÇÜK
Php Yazılım Uzmanı, Öğretim Teknoloğu, Toplum Gönüllüsü