Kod Dostu

Kod Dostu

PHP de BiSection Method ile Bir Fonksiyonun Kökünü Bulma

Matematikte bir fonksiyonun köklerini bulmaya yarayan bisection method, verilen değer aralıklarından başlayarak sürekli olarak bu iki değer arasından yeni bir değer oluşturup bu değerin fonksiyonu sıfıra ne kadar yaklaştırdığına bakarak, fonksiyonun kökünü bulamaya yarayan yöntemdir. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'nde okuyan can dostum Mustafa UYSAL 'ın algoritma dersi kapsamında, bisection method kullanılarak bir fonksiyonun kökünü hesaplayan programı C programlama dilinde geliştirmesi gerekiyordu. Bu yüzden bende yardımım dokunabilmesi için bisection method ile ilgili araştırma yapıp bir algoritma çıkartmak için kolları sıvadım. Araştırmalarım sonucunda algoritmamı hazırladım ve ardından  daha somut bir şeyler görebilmek için PHP kullanarak fonksiyonun köklerini hesaplayan bir script ortaya çıkardım.


Sol tarafta script'in index sayfası gözükmektedir.

Bu script'in kaynak kodları içerisinde her adım da yapılan işlemlerin açıklamalarını bulabileceğiniz için tekrardan buradan anlatma gereği duymuyorum. 




Bu yazıda sadece benim PHP kullanarak oluşturduğum scriptin kaynak kodlarını sizlerle paylaşacağım. C dilinde yazdığımız program ile ilgili paylaşımları Mustafa UYSAL proje teslimi ve değerlendirmelerin ardından kendi sitesinden yapacaktır.




Yararlı olması dileklerimle, kolay gelsin.



Read More...

Kuşlar Cıvıldıyor, Evet Uyanmışım...

Az önce uyandım. Uyanıp uyanmadığımı anlamak için uzun süre kendimle soru cevap oyunu oynamak zorunda kaldım. Midem gerçekten ağrıyor muydu? Yoksa gece yarısı sadece dolaşmaya mı çıkmalıydım, yemek yemekte nereden çıktı? Yatak iktiriyor beni. Bir şeyler batırarak, ağırlığımdan yorulduğu için kovuyor beni. Kalk. Kalkamıyorum. Bedenimin ağırlığı değil ki bu... Düşüncelerimin gerçek yüzlerinin dayanılmaz çekingenliğinde, gerçeklere bakmanın, gerçekleri yaşamanın verdiği isteksizlik.

Bugün gerçekten işe gitmeli miyim? İşe gidip öğleye kadar bilgisayar başında en iyi yaptığım işlerden birini yapıcam. Ne kadar iyi yaptığım iş var ki? Evde kalıp kitap okusam? Midem ağrıyor. Yatak kalk üstümden diyor. Yorganın ağırlığı ezmeye başlıyor beni. Öğle işten çıkıp derse gitmeliyim. İletişim ile ilgili zar zor iletişime girilerek yapılan bir ders. Sevgili, aşk, sex ... Konuşabildiğimiz konuların ilişkiler ile sınırlandığı bu derste olmalı mıyım? Tüm gün işte olma fikri geliyor aklıma. Vazgeçiyorum.

Hafta sonu gördüğüm, tatlı gülüşüne takıldığım kız geliyor aklıma. Ne kadar da saf, temiz duruyordu. Bu düşünceyi kovuyorum hemen. Başıma gelenlerin hepsinin en temel sebebi bu değil miydi? Saf, temiz insan ... "Acaba sevgilisi var mıdır?" diye düşünüyorum bir ara. İğreniyorum bu düşüncemden hemen. Sevgilisi olmasa ne olacak ki? Dün yaşadığım beş saniyelik bir an geliyor aklıma. Beş saniye, fakültemin girişindeki kızın kırmızı rujuna takıldığım an. Bir şiir'den, kızın diliyle ıslattığı hafif parlayan ince ve kırmızı dudaklardan başka bir şey hatırlamıyorum. Şiiri tekrar hatırlıyorum. Sunay AKIN'ın kırmızı şiiri;

Sevgilim kızma sakın ve lütfen yanlış anlama kırmızı rujunu sürünce paramın yetmediği elma şekerleri geliyor aklıma.

Yatakta doğruluyorum artık. Evet uyandım. Yüzümü yıkamalıyım. Su... Ne kadar derin bir kelime. Ama artık o da saf değil ki... Tekrar yatmak istiyorum. İnsanların gerçekleri dile getirme konusundaki beceriksizlikleri geliyor aklıma. Ya da onlardan kaçma isteği. Kaçamayacağını bilemeyerek. Ne istediğini bilmeyenler var bir de. Davranışları ile söyledikleri birbirini tutmayanları ne yapmalı. Son yaşadığım olay geliyor aklıma. Çarpık diyorum, tek kelime. Arkadaşlık anlattığı gibi olmaz. Yüzümü yıkıyorum, odama dönüyorum. Sifonu çekmiş miydim? Yazma isteği duyuyorum. Bilgisayarı açıp açmama konusunda bir kararsızlık. Hem okumak hem yamak istiyorum. Yazma isteği ağır basıyor. Bilgisayar açılırken Dostoyevski'nin Budalasından bir kesit geliyor aklıma.

Gözümün doğrusuna yürüsem, göğün yerle birleştiği çizgiyi geçince bütün bilinmezlerin çözüleceği inancına kapılırdım.

Bilgisayar açılıyor. Midem hala kötü. Saat ilerliyor. Evden çıkma vaktim geldi. Yazmak güzel geldi. Ama hala bir sürü düşünce aklımda. İşe gitme kararım kesin, sonrasında da derse gitme. Ardından ne yaparım. Belki yine kırmızı rujlu kızı görürüm. Bu kez yüzünü de aklımda tutmalıyım.

Read More...

Paradokslar - Düşünce'nin Yokuşu

Paradoks; görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır. Doğru gibi gözüken önerme veya fikirler, tamamen yanlış olarak çıkar karşımıza. Bazende, yıllarca yanlış olarak zannettiğimiz olaylar, düşünceler doğru olarak bizi şaşkına çevirirler.

Hayatımın çok çok yoğun olduğu bugünler de bir sürü şey düşünüyorum. Kendime ayırdığım zamanlarda da beynim sürekli bir arayış içerisine giriyor. Bu süreçleri değerlendirmek için başvurduğum yollardan birisi de paradoksları araştırmak, üzerlerine düşünmek oldu. Bloguma uzun süren bir aranın ardından dönüş olması için de bulduğum bazı paradoksları sizlerle paylaşmak istedim. Umarım okurken, düşünürken sizde keyif alırsınız. Hadi iyi düşünceler :))

Giritli Eupiminides
"Bütün Giritliler Yalancıdır."

Eğer gerçekten giritliler yalancı ise kendisi de giritli olduğuna göre o da yalancıdır.

Eublides
"Yaptığım Açıklama Yanlıştır."

Cümlenin doğru olduğunu düşünürse cümlenin yanlış olması gerekir, eğer cümlenin yanlış olduğunu düşünürsek de doğru olduğunu kabul etmiş olur fakat yanlış olduğunu başta kabul ettiğimiz için tam bir paradoksa düşmüş oluyoruz.

Cümle Paradoksu
"Bu cümle yanlıştır."
Cümle yanlışsa doğru, doğruysa da yanlış olmak zorundadır.

Timsah Paradoksu
"Bir annenin elinden çocuğunu kapan timsah, çocuğa ne yapacağını annenin bilmesi durumunda çocuğu vereceğini söyler. Anne, timsaha çocuğunu yiyeceğini söyler, böylelikle meydana gelen paradoksal durum sonucunda çocuğunu kurtarır."

Şöyle ki, timsah çocuğu yiyecekse anne timsahın ne yapacağını bilmiş olacak ve timsah çocuğu teslim edecek ancak çocuk teslim edilince anne timsahın ne yapacağını bilememiş olacak; timsah çocuğu yemeyecekse anne bilemediğinden çocuğu yiyecek ama o zaman anne timsahın yapacağının bilmiş olacak ve bu yüzden yememesi gerekecek. 
Kısaca, bu iki durumda da timsah çocuğu ne yiyebilir ne de yiyemez. 

SOCRATES
"Bildiğim tek şey var; o da hiç bir şey bilmediğim."

Yalancı paradoksu
"Şimdi yalan söylüyorum." 


Bu önermenin doğruluk değeri nedir? Yani "şimdi yalan söylüyorum" derken doğru mu söylüyorum yoksa yalan mı söylüyorum? Düşünecek olursak;Bu önermenin doğru olduğunu varsayalım. Öyleyse yalan söylüyorum. Ancak önermenin doğru olduğunu varsaymıştım öyleyse çelişkiye düştüm.Bu önermenin yalan olduğunu varsayalım. O zaman bu cümle doğru olmalıdır. Gene bir çelişki.

Yamyam Paradoksu

" Bir adada yaşayan bir grup yamyamın eline bir mantıkçı düşer. Yamyamlar mantıkçıya şöyle derler: "Biz her yakaladığımız yabancıyı yeriz. Kimini haşlayıp, kimini kızartıp yeriz. Avımıza bir soru sorarız. Avımız soruyu doğru yanıtlarsa haşlarız, yanlış yanıtlarsa kızartırız." 
Dedikleri gibi de yaparlar. Mantıkçıya şu soruyu sorarlar: "Seni haşlayıp da mı yiyeceğiz, yoksa kızartıp da mı yiyeceğiz?" Mantıkçı bir süre düşündükten sonra soruyu çok akıllıca cevaplar: 'Kızartacaksınız!' "

Bir an için mantıkçının kızartılacağını varsayalım. O zaman verdiği yanıt doğru olur. Ama yanıt doğru olduğu için -yamyamların kendi kurallarına göre- mantıkçının haşlanması gerekmektedir. Demek mantıkçı kızartılamaz. Şimdi de mantıkçının haşlanacağını varsayalım. O zaman mantıkçının yanıtı yanlış olacak. Yanıt yanlış olduğundan da kızartılması gerekmektedir. Demek mantıkçı haşlanamaz da. Yamyamlar tam bir kısırdöngüye girmişlerdir. Kızartsalar haşlamaları gerekecek, haşlasalar kızartmaları! Sonuç olarak adamımız kurtulur. 

Berber Paradoksu
"Seville' in kendini traş etmeyenlerini traş eden berberi kendini traş eder mi etmez mi?"

Kendini traş etmeyenleri traş eden berber kendini traş ederse kendi kendiyle çelişki içine düşer. Kendini traş etmezse tanımdan ötürü kendini traş etmesi gerekir, ama bu da bir çelişkidir.

Kant
"Her ne kadar ben inanmasam da bir tanrının var olduğunu kabul etmek gerekir."

Para paradoksu
"Aynı paradan ikisini yan yana koyup birini sabit tutarak diğerini onun etrafında döndürün. Döndürülen para yarım tur attığında kendi ekseni etrafında bir tam tur atmış olacaktır."

Kaynak: Wikipedia.com, paradokslar.com

Read More...

Ayçöreği ve Deniz Yıldızı --- Sunay AKIN

Sunay AKIN dünyası farklı; bilginin, ayrıntının yoğunluğunda insanın düşünmek için var olduğu bir dünya. Ayçöreği ve Denizyıldızı da o dünyaya açılan kapılardan bir tanesi sadece.

Arka Kapak

Bir adam var bilir misiniz? Her gece deniz ilk dalgalarla uyanana değin, umutları, hüzünleri, bekleyişleri ve ruhun ışığını, eski kitapların hamuruna katarak rengarenk ayçörekleri yaratan; özgürlük adına, barış adına, emek adına...

Peki, hiç yediniz mi onun bu sihirli ayçöreklerinden? Eğer kocaman bir parça ısıracak olursanız, kendinizi bir anda, küçücük ışıklardan oluşmuş bir gemide bulabilirsiniz; minareler arasında uyuyan bir mahyaya yelken açmış... Belki de birdenbire duyuverirsiniz tulumbacıların o alevlenen şarkılarını; cariyelerin aklına başından alan... Ya da bir tarlanın başucundan, koşarak geliverir yanınıza bir korkluk -emeğin bu en eski koruyucularından sevimli ve cesur varlık- ve onunla elele gidersiniz miting alanlarına, yine kucaklamaya; sevgiyi, alınterini, kardeşliği... Korkmayın sakın, başınızın üzerinden ansızın uçuverirse bir cadı; kaçmaktadır belki o da yakılmaktan...

Sunay Akın "Ayçöreği ve Denizyıldızı"nı yine bir filozof zekası ve inceliğini, bir çocuğun kalbi, bir şairin duyarlılığı ve bir serüvencinin düşgücüyle sunuyor bizlere. Kitabın her lokması; yaşamın bir başka ucu, dünyanın bir başka köşesi...

"Ayçöreği ve Denizyıldızı" tam bir Sunay Akın'sal deneme... Ama kitaptaki her denemenin sonunu, bir roman okuyormuşcasına merakla beklediğiniz için; yazılanlar belki bir roman, dizelere yansımış, neredeyse hiçbir gerçek kalmadığı için dünyada; belki de bir şiir tüm yazdıkları. Yine de her şeyden önce, çok düşünen, merak eden, araştıran, kolay ikna olmayan bir kitap gezgininin görüp keşfettikleriyle dolu, bambaşka bir iklim bulutu bir yapıt...

Kitabı okuyup bitirdikten sonra bazı geceler "Anne Frank"ın solgun şarkılarıyla uyanacaksınız uykularınızdan... Ve birlikte, ayışığında titreyen bir kumsalda bulacaksınız kendinizi... İşte o an, eğilip deniz yıldızlarını topladığını göreceksiniz "Anne Frank"ın... Sabahın ışıklarıyla, hiç beklemedikleri bir anda, onlar da yanıp kül olmasınlar diye..
Read More...

İstanbul'un Nazım Planı --- Sunay AKIN

Sunay AKIN dünyasının o güzel ahengi ile Nazım HİKMET 'in birleştiği bir eser. Şiir bir düz yazıya daha ne kadar güzel harmanlanabilir ki?

Arka Kapak Yazısı

Saraylardan haber uçar "bizi de yaz" diye, duymazlıktan gelir. İnadına gecekondular, Kız Kulesi'ni, işçi kahvelerini yazar.

Yağmur pencerede sırasını beklerken; o şemsiyeleri yazar. Pembe dizilerde balonlar uçarken; işçi sigaralarının ucunu yazar. İncili boncuklu kadınlar aynalarda gezerken, o, "lambalı kadın"ı yazar.

Birileri Hırsızıstan'a damat olurken; hiç üşenmez, Berberistan'ın kanaryalarını yazar. Yarış atlarına ve süs köpeklerine övgüler düzer birileri; o, atlıkarıncaya içi giderek bakan çocukları yazar. Bal tutanlar parmaklarını yalarlar; o, denize dökülen simitleri yazar. 

Medya hokkabaları para sayma makinalarını ceplerinde taşırken; o, Ahmet Samim'i yazar. Haydarpaşa'nın işçi tulumuyla dolu gardırobunu yazar. Ve herkes gecenin bir yerinde söndürmüşken fenerini; Sunay Akın birileri ateşin altını beslesin, karanlık defolup gitsin diye, "devrim" sözcüğü güzel kitapların ilk sayfasına yazılsın diye, sabahlara kadar beynine fazla mesai yaptırıp, Nazım Hikmet'in gülümseyen bir fotoğrafına bakarak "İstanbul'un Nazım Planı'nı yazar.


Read More...

Çocuklara Özel Sosyal Medya Platformu

Türkiye’nin en çok tercih edilen çocuk ve gençlik portalı Tipeez.com, iki yıldan kısa bir zamanda 1.000.000 üyeye ulaştı!

Her hafta birbirinden çeşitli aktiviteleri ve eğlenceli sürprizleriyle dijital neslin nabzını tutan Tipeez, hem 18 yaş altı çocuk ve gençlerin, hem de ebeveynlerin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Üyelerinin yaratıcılıklarını ve ifade yeteneklerini geliştirmeye yönelik ödüllü yarışmaları, eğlenceli oyunları sayesinde portal, kısa sürede tam 1.000.000 çocuğun uğrak yeri haline geldi. Gece 22:00’de kapanan sohbet odaları, deneyimli moderasyon ekibi, ebeveyne kontrol yetkisi sağlayan özel sistemi, kaba ve müstehcen konuşmalara izin vermeyen patentli programıyla Tipeez.com’da, birbirinden farklı birçok güvenlik önlemi mevcut.

Çocuk ve gençlere, özenle tasarlanmış güvenli bir ortamda bilinçli internet kullanımı tecrübesi yaşatan portalda sürekli güncel haberlerin yayınlandığı bir haber kanalı da mevcut. Bu haber kanalı aracılığıyla Tipeez, üyelerine haber okuma alışkanlığı kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda gündemdeki gelişmeleri yorumlamaya ve sorgulamaya da teşvik ediyor.

Siz de geç kalmadan Tipeez Dünyası’nı keşfetmek için tıklayın!


Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.


  Bir bumads advertorial içeriğidir.
Read More...
 
Copyright (c) 2012 Hüseyin KÜÇÜK
Php Yazılım Uzmanı, Öğretim Teknoloğu, Toplum Gönüllüsü