Kod Dostu

Kod Dostu

ANAHTAR EĞİTMEN EĞİTİMİ || 5. ve 6. GÜN

Eğitimin 5. ve 6. günleri yani 26 Şubat ile 27 Şubat günleri bizlerin sahaya çıktığımızda yapacağımız eğitimlerin provalarını yapacağımız günlerdi. Mavi, Kırmızı ve Yeşil Anahtar eğitimlerinin sunumları bu günlerde gerçekleştirildi. Bu aşamalarda iki eşit gruba ayrıldı. Her iki grup kendi içerisinde bu eğitimleri ayrı olarak yerine getirdi. Bu iki grup da kendi içerisinde eşit üç gruba ayrıldı çünkü üç adet eğitim gerçekleştirilecekti. Ben Mavi Anahtar Eğitimini gerçekleştirecek olan gruba düştüm. Bu ilk eğitimi bizim yapacağımız anlamına geliyordu :D Bu eğitimlerin gerçekleşeceği günlerin bir önceki akşamı iyi hazırlıkların yaşandığı, ekip çalışmasının ve verimin arttığı zamanlardı.

Her grup iyi çalışmalar yaparak sunumlarını gerçekleştirdiler. Her eğitimden sonra o eğitim gerçekleştiren arkadaşlarımız üzerine ve katılımcılar üzerine kısaca konuştuk. Geri bildirimlerin çok önemli böylesi ortamlarda yapılabilecek en önemli şey iyi bir iletişim kurabilmektir. Kurabildiğimizi düşünüyorum. Sadece bir eğitim sonrasında bir eğitmen arkadaş ile yaşadığımız kısa süreli tartışma o arkadaşın bizler ile düzgün bir iletişimde olmadığı düşüncesini doğurdu bende. Rahatsız olduğu bir durumu söyleyerek "Bu konu üzerine düşünün ve sonra konuşalım." edikten sonra söz alarak o konu üzerindeki düşüncelerimi dile getirmeye çalıştım.Bana "Düşünün de konuşun dedim." gibisinden kaba bir cevap veren bu arkadaşın tüm çabalarına rağmen düşüncelerimi söyledim. Bu yaptığından ötürü de kendisini kınadım. Eğer düşünmemiş olsam zaten konuşmam. Sen kimsin ki bana böyle bir yaklaşımda bulunuyorsun. Neyse.

5. günümüz eğitimlerin ardından GDG leri yaptıktan sonra sona erdi. Biz rahatladık ama Yeşil anahtar Eğitimini yapacak arkadaşlar rahatlayamadılar. Çünkü onların sunumları 6. gündü ve çalışmaları gerekiyordu.

6. gün yeşil anahtardan sonra "Birlikte Nasıl Çalışıyoruz?" oturumu ile devam etti. Burada eğitimlere çıkmaya başladığımız zaman neler yapmamız gerekiyor? Nasıl sorumlulukları yerine getirmeliyiz? vb. soruları konuştuk ve şuan da orada öğrendiklerimizi uyguluyoruz. Hatta bu yazıyı yazmadan önce formları doldurdum ve vakfa yolladım :D

6. günümüzün sonunda eğlence vardı ama eğitmenler bizlere harika bir uygulama yaptılar. Bizleri düşünceler iten o uygulama üzerine konuşmayacağım. Bizleri daha bir bütünleştiren o uygulama gerçekten duygusal anlara sahne oldu. Ağlamadım ama ağlama aşamasına geldim diyebilirim =)

Bu günden sonra eğitimimiz sona erdi. Dönüşlerimizin ardından eğitime çıkmayı beklemeye başladı :D
Read More...

ANAHTAR EĞİTMEN EĞİTİMİ || 3. ve 4. GÜN

Eğitimin üçüncü gününde yani 24 Şubat Perşembe günü "Öğrenme ve Eğitim" isimli oturum ile başladı. Bu oturumda öğrenme nedir? eğitim nedir üzerinden giderek yapacağımız işin temelleri üzerinde konuştuk. Bizim fakülte derslerinde aldığımız eğitim bilimleri derslerinin formal olmayan eğitim ortamlarında nasıl daha verimli olabileceğini canlı olarak yaşadım =)

Bu oturumun sonunda bir yemek arası verildi ve ardından eğitmenlerimizin "Barcelona" adını verdikleri, daha sonradan da imece dediğimiz, ekip çalışması ve güzen temelli uygulamayı gerçekleştirdik. Kafalarımız yan yana gelecek şekilde yere uzandık ve en baştan başlayarak arkadaşlarımızı ellerimizin üzerinde taşıdık. Eğlenceli ama dikkat gerektiren bir uygulamaydı. Sonunda uygulama üzerinde konuşarak günü bitirdik. Sonrasında serbest zamanımızı kullandık :D Tabi GDG yapmayı ihmal etmedik.

Eğitimin dördüncü gününde yani 25 Şubat Cuma günü "Eğitmenlik becerileri I" oturumu ile başladı ve "Eğitmenlik Becerileri II" oturumu ile devam etti. Adından da anlaşılacağı üzere bir eğitmen nasıl olmalı? neleri yapmalı? neleri yapmamalı gibi konular üzerinde durduk. Daha sonra bir bir yemek arasından sonra "Program Tasarlama" oturumumuzu gerçekleştirdik. Eğitim programları Eğitim Bilimlerinin en önemli kısımlarındandır.Biz de tog da proje tasarlamaya eğindik ama aşamalar benzerlik gösterdiği için burada eğitim planı da çıkardık diyebiliriz :) Bu oturumumuzdan sonra yemek arası verdik ve GDG mizi gerçekleştirdik.

Bu iki günümüz biraz sıkılarak ama çoğunlukla öğrenerek ve eğlenerek geçti. Tadılası şeylerdi =)
Read More...

ANAHTAR EĞİTMEN EĞİTİMİ || 2. GÜN

12. Anahtar Eğitmen Eğitimini tamamladık ama ben yaşadıklarımızı - en azından bir kısmını anlatmayı tamamlayamadım. Gerek zamanımın olmamasından gerekse şu son blog engelinden sonra isteksizleştim. Fakat devam ediyorum ve eğitimin tam olarak başladığı gün ile devam ediyorum.

2. gün ilk olarak "Sivil Toplum" oturumu ile başladı. Bu oturumda Sivil Toplum'un tarihsel gelişimine kısaca değinildikten sonra bizlerin Sivil toplum dendiğinde ne anladığımızdan yola çıkarak Sivil Toplum'un ne olduğu üzerine koştuk. Sivil Toplum "Belirli amaçlar uğrunda insanların birlikte hareket etmesi." olarak söylendiğinde tam anlamıyla ifade edilmiş olur mu? Bu tarz terimleri sözcük anlamlarıyla mı anlamalıyız yoksa kendi anlam yüklemelerimiz ile mi anlamalıyız? Bu sorulara benim verdiğim cevaplar şunlar. ST dediğimizde akla gelecek en temel kavramlar insanlar, birey, amaçlar ve birlikteliktir. Biraz önce belirttiğim tanımda bu temel kavramların birlikteliğinden oluşturulmuş bir tanım ve benim anlam yüklemelerimle örtüşüyor. Bu yazıyı okuyan şanslı ve bilinçli blog okuyucularının da ST ve yazı da geçecek diğer terimleri kendi anlam yüklemeleriniz ile yorumlamanızı öneriyorum :)
Kısa bir aradan sonra eğitim "Sivil Toplum Kuruluşları" oturumu ile devam etti. En etkili yöntemlerden birisi olduğunu düşündüğüm tartışma yöntemi ile (çok tartışmasak da) bu kez STK nedir? neden vardır? gibi sorulara cevap aramaya çalıştık. STK dendiğinde üzerinde durulacak en önemli unsurlar bence örgütlenme, katılım, toplumsal fayda ve şiddetsiz eylemler. Daha bir sürü kavram çıkabilir çünkü bu da yoruma açık bir durum. Bu yüzden eğitim esnasında da tam olarak bir tanımını yapmadık.
Öğle yemeğimizden sonra Mandala uygulaması ile başlayarak "Gönüllülük" oturumunu gerçekleştirdik. Mandala, büyülü çemberler dendiğinde tam anlamına ulaşıyor kanımca. Daha ayrıntılı bilgi için BURAYA bakabilirsiniz. Bu oturumda da tahmin edeceğiniz gibi gönüllü nedir? e ulaşmaya çalıştık. Mandala da gruplara ayrılarak politika, ekip çalışması, katılım gibi öğeleri tema yaparak mandala çemberleri oluşturduk ve sonrasında da mandalalarımızın hazırlanma aşamalarını, o aşamalarda neler düşündüğümüzü diğer gruplarda ki arkadaşlarımıza sunduk. Benim yer aldığım grup politika temalı mandala çemberini yaptı :)
Bir aradan sonra "Örgütlenme" oturumu ile devam ettik. Bu oturumda örgütlenmek üzerine kısaca konuşulsa da asıl olan bir örgütlenmenin örgütlenme olması ne demektir? soruydu. Bu soruya kısaca hemde çok kısaca şu cevabı verebiliriz. Örgütlenme bir fikir ile yapılanan, vizyon ve misyonları belli yapılardır. Bir örgütlenmenin örgütlenme olabilmesi için şu aşamaları yerine getirebilmesi gereklidir. 

  • Planlama
  • Organize Etme
  • Yürütme
  • Kontrol Etme
Akşam yemeğinden sonra programda GDG (Günlük Değerlendirme Grupları) olmasına rağmen biz BBŞO yaptık. Açılımını hatırlayamadığım bu oturumda bir kısmımızın gemi olduğu, bir kısmımızın deniz feneri olduğu, bir kısmımızın korsan olduğu güven ekip çalışması temelli bir uygulama yaptık. Gerçekten eğlenceli bir uygulamaydı ve bir eğitimde ilk kez denenmişti. Başarılı olduğunu ve bundan sonraki eğitimlerde de uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

BBŞO dan sonra toplan 6 kişiden oluşan (bir kişi eğitmen) GDG mizi yaptık. O gün gerçekleştirilen oturumları, kendi katılımımız, eğitmenleri, diğer katılımcıları daha doğrusu aklınıza ne geliyorsa hepsini konuştuğumuz bir oturum olan GDG ler benim en çok hoşuma giden eğitim parçalarından bir tanesiydi. GDG ler de ki konuşmaların gerçekten verimli olduğunu düşünüyorum. Çünkü küçük gruplar da daha çok nesne nesne uyumu gerçekleştirilebiliyor ;)

İkinci günümüz kısaca ama gerçekte uzun ve yoğunca böyleydi. Görüşürüz tekrardan :D
Read More...

Ay Hırsızı --- Sunay AKIN


Sunay AKIN eğitimini aldığı konulara değiniyor bu kez. Gözünü yukarılara ve çok uzaklara dikiyor. Karanlıklar içerisini hayatımızla öyle güzel noktalardan birleştiriyor ki tadına doyamıyorsunuz. Mutlaka okunması gereken bir yapıt.





Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı'nda gözünü Ay'a dikiyor ve bir arkeoloğun sabrıyla kazıyor insanlığın ortak birikiminin üzerine çöken tozu toprağı... Ortaya çıkardığı bilgiyi şair duyarlığıyla ilmek ilmek dokuyor ve okurunu hayrete düşürecek öyküler bir bir diziliyor karşımıza. 




Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu? .. Enver Paşa'nın uçağı kaç kez düştü? .. Piri Reis'in haritası Topkapı Sarayı'nda nasıl bulundu? .. İstanbul Boğazı'nı yürüyerek geçen Attila Hülagü'nün sırrı neydi? 157 yıl yaşayan Zaro Ağa'nın Amerika seferi... Atatürk neden hiç uçağa binmedi? .. 


Tanıtım Bülteninden
Read More...

ANAHTAR EĞİTMEN EĞİTİMİ || 1. GÜN

İlk gün eğitim anlamında neler yaşadığımızı anlatmaya başlamadan önce yolculuk ve şileye hareketimiz öncesi İstanbul turumuzdan bahsetmek istiyorum. Pazar akşamı saat 23:59 ( evet 00:00 değil ) aracı ile diğer bir eğitmen adayı arkadaşım gamze ve ben İstanbula hareket ettik. Yolculukları ve yolculuk süresince ekrandan yolu izlemeyi seven birisi olarak, yolculuğumuzdan sıkılmadığımı itiraf etmeliyim yalnız feribot da ki zamanımızı bundan çıkartmak istiyorum. Yavaş yavaş hareket eden feribot da soğuktan dolayı otobüste oturduğumuz için belki de o kadar çok sıkıldım ki anlatamam. Kabus gibiydi.

Sabah İstanbul trafiğinin de etkisiyle saat 9:00 gibi Esenler otogarına vardık. Oradan servise binip çapa ya oradan da metro ile Sirkeci’ye geçtik. Hemen Toplum Gönüllüleri Vakfının yerini aramaya koyulduk. Zor olmadı bulduk :D Vakfın bulunduğu bina dışarıdan eski (içeriden de eski sayılır) ama benim çok hoşuma gitti. Eskileri severim. Eşyalarımızı vakfa bıraktıktan sonra attık kendimizi dışarıya ) Gamze’nin İstanbul da yaşayan bir arkadaşı ile buluştuk. Ne yapalım ne edelim derken hasta Beşiktaşlı arkadaş bize Beşiktaş’a gitmeyi önerdi ve bizde kabul ettik. Yolculuk sırasında ki görsel şölen diyebileceğim manzaralar harikaydı. Neyse Beşiktaş’a gittik ve kahvaltı için bir restorana oturduk. Beşiktaş semti manzaralı kahvaltımızdan sonra nargile içelim dedik. Elma nane bir nargileden sonra bir sahafa girdik. Küçük ama içerisine girince zevk veren bir dükkandı. Kitaplara dalarak baktım kaldım :) sonrasında da tekrar aynı yolu izleyerek sirkeciye döndük. Yalnız Beşiktaş hakkında bir şeyler söylemek isterim. Sokakların zemin döşemesinden evlerin yapısına harika bir oturmuşluğu var. Yaşamak isteyeceğim bir İstanbul semti. Dar ve küçük ara sokaklarına ise bayıldım. Hele ki meyhanelerin olduğu o sokağa :P

Sirkeci’ye geldikten sonra daha zamanımız olduğu için gamze ve ben deniz kenarında biraz dolaşalım ve fotoğraf çekelim dedik. Vapur iskelesinin girişinden ötürü deniz kenarının telle çevrili olması ??? yüzünden uzun bir mesafe yürüdükten sonra Galata Kulesinin manzarasını arkamıza alarak fotoğraf çektirdik J sonrasında da fotoğraf çeke çeke vakfın yolunu tuttuk.

Vakıfta toplantı odasında diğer eğitmen adayı arkadaşları beklemeye koyulduk. Ofis çalışanı arkadaşlarla ve kendi aramızda sohbet ederek zamanı geçirmeye çalıştığımız sırada bir ofis çalışanı arkadaş ile bir anlaşma yaptık. Bana bir çakmak verdi ve eğitimin son gününe kadar bu çakmağı saklamamı ve kaybetmememi söyledi ama nedenini söylemedi. Bende kabul ettim. Ne olacağını merak ediyorum ve bunu öğrendiğim zaman ismini de buradan paylaşıcam :) Neyse 24 arkadaş toplandık ve şileye hareket ettik. Boğaz köprüsünden geçerek yola koyulduk. Boğaz Köprüsünden geçmenin tadı çok hoşuma gitti. Bunun tekrarları mutlaka olacak :) yolun bazı zamanlarında uyudum bazı zamanlarında şapşal bir şekilde uyanıktım. Bu yüzden ayrıntıları hatırlamıyorum. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra şilede şuan da kaldığımız otelimize geldik. Grand Otel ;) Kaydımızı yaptırıp odalarımıza yerleştik. Yerleştik dediğim eşyaları fırlattık attık odalara hemen lobiye indik J Saat 8 gibi de ilk toplantımızı yaptık. Tanışma eğitimi desek çok daha doğru olur.

Bu tarz yaptık ettik dolu bir yazı yazmamın ve olayları kısaca yazmamın sebebi zamanımın olmaması. Sürekli eğitimlerdeyiz ve ben bilgisayara zorla dokunuyorum ama bundan şikayetçi değilim. Çünkü bizler bu eğitimden döndükten sonra sahaya çıkıp gönüllü arkadaşlarımıza aktarımlarda bulunacağız. Bunun içinde bizlerin donanımlı olması gerekiyor ve bunun içinde şuanda ki eğitim yoğunluğunun tamamına katılmamız gerekiyor. Sonuç olarak şikayetçi değilim aksine çok memnunum. Diğer günlerde de neler yaşadığımızı zaman buldukça paylaşmaya çalışacağım. Hadi ben eğitime kaçtım :D
Read More...

NBA All Star 2011 Yetenek Yarışmaları

Aristoteles'in güzel bir sözü şöyle der: "Hiç bir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz." Basketbolun dahilerinin şov gecesi de işte bu sözdeki çılgınlıkların sergilendiği ve izleyenlerin müthiş zevk aldıkları bir gece oldu. Özellikle smaç yarışması ben dahil bir çok basketbolseveri büyüledi. Arabanın üzerinden zıplayanı, üç topu smaç yapanı, iki potaya aynı anda smaç yapanı... Öldü denilen, eski tadını bir daha yakalayamaz denilen smaç yarışması tarihin en güzel (bana göre) yarışmasına dönüştü. Beklenildiği gibi Blake Griffin smaç yarışmasını kazandı. Üçlük yarışmasını bence süpriz bir şekilde son şampiyon Paul Pierce ve benim favorim Ray Allen'ın önünde James Jones kazandı. Yetenekte ise Stephen Curry birinci geldi.

Smaç Yarışması
Katılımcılar Blake Griffin, Serge Ibaka, JaVale McGee ve DeMar DeRozan idi :)


Harika bir çekişme yaşandı. Her smaç alkışı hak etti ve her smaç görülmeye değerdi. Tabi bazıları diğerlerinden ayrılıyordu. Ben de bir ayrım yaptım. Şampiyonun videolarını bloguma taşıdım. İşte o akıldan silinemeyecek smaçlar.

Blake Griffin'in havada 360 derece dönür çift el ile bastığı smaç görülmeye değerdi. Evet bunu daha önce yapanlar oldu ama çift elle bitirebilen çok az kişi var.



Sakatlanma tehlikesine rağmen havada tam tur dönerek yaptığı smaçtan sonra hızlanacağı belliydi. Takım arkadaşı Baron Davis'in panyaya çarptırarak verdiği topu değirmen ile bitirdiği smaç bunun göstergesiydi.



Bu iki smaç griffin'in finale kalmasına yetti de arttı bile :) Final de ise tam anlamıyla bir büyüleme operasyonu vardı. İlk olarak Carter'ın kolunun dirseğine kadar olan kısmını potaya sokarak yaptığı smacın benzerini fakat panyadan pas alarak olanını yaptı Blake.



Ve bitiriş. Staphes Center'ın ortasında bir koro, koronun dilinde "I believe I can flying (uçabileceğime inanıyorum)", potanın altında bir araba ve arabanın üstünden uçan bir adam.  Blake Griffin.



Müthiş bir sunum :) I believe I can fly şarkısı Michael Jordan'ın oynadığı Space Jam filminin de müziğiydi. Jordan akıllardan asla çıkmıyor :)
Bu son smaç ile şampiyonluğunu kesinleştirdi Blake Griffin. Tam anlamıyla hak ettiğine inanıyorum. Bu müthiş geceyi bize yaşattıkları için bu basketbol dahilerine teşekkür ediyorum.


Diğer smaçları izlemek istiyorsanız >>> http://www.youtube.com/user/medyunhavba?feature=mhum

İyi seyirler.
Read More...
 
Copyright (c) 2012 Hüseyin KÜÇÜK
Php Yazılım Uzmanı, Öğretim Teknoloğu, Toplum Gönüllüsü